11 Kasım 2012 Pazar

Nemira

Bir misafir var evinizde, kıymetli bir misafir...
Bundan böyle sizinle kalacak. Onu tanımalısınız...

Nelerden hoşlanır acaba, hangi yemekleri sever, hangi rengi beğenir, nelere üzülür, nelere sevinir?

Sağ yanağındaki gamzeden, hemen altında- boynunun sağ tarafındaki küçük lekeden haberiniz olduğunu biliyor mu?
Ya o minik parmaklarının her birinin sizin için ne denli kıymetli olduğunu...

Gizemli, sürükleyici ve baştan sona sevgi dolu bir tanışma daha... 
Hamdolsun O'na ki, ikinci kez yaşattı bunu bana...

Şu yoğun günlerin arasında  kısa kısa - Mrym Nemira...



Baktım günler geçiyor, ömür tükeniyor. Şu telaşede unutmadan bir kaç satır şeyi not etmek geldi içimden.

Bir kaç ay önce içimdeki kımıldamalardan hasıl olan varlığın şu sıralar odadan odaya gidebilen bir tırtıl halini aldı! :)

En baştan yazayım o zaman! (Dikkat çok uzun olabilir! :)

M.Nemira'yı tanımlayan etiketler (:   çok güleç, çok hareketli, sempatik, narin, sakin



Planlı Doğum Plansız Ölüm

İlk kızım Zynp Hanne mecburi sezaryenle doğduğu için (ki bu konuda müdahele gereken %20'lik dilime girdiğimi düşünüyorum) Mrym Nemira'da sezaryen ile doğdu.

Benim amacım; kızımın zamanı geldiğinde doğmasıydı. Yani sancılar başlayınca doğum yapmak. Lakin bu durum bu zamanda doğan bir bebek için lüks sanırım!
28 Mayıs 2012'ye randevu verildi.

Günlerden 27 Mayıs pazar. Allah'ım ne zormuş bu planlı doğum! Gün boyu öyle değilmiş gibi yapmaya çalışsam da strese girdim iyice! Düşündüm; ben doğum gibi güzel bir olayı bu kadar stres ediyorum, hastalıktan dolayı ameliyat olanların hali nicedir...


     Yok yok bu yanlış bir şey, fıtrata ters, normal değil yahu! Doğumun da ölüm gibi 
     bilinmemesi lazım. Son haftalar sabırsız bir bekleyiş olsa da, doğrusu o! Evet 
     ölüm çok daha bilinmez ama doğum da ölümle iç içe! Hadi ayır bakalım ayırabilirsen, 
     tarif et bana doğumu; içine ölümü dahil etmeden...

Gönlüme Göre...

Hani dedim ya sancılar başlayınca doğmasını istiyorum diye. Pazar günü baya bir yürüyüş yaptım. Eve gelince de bol bol hurma yedim. Yarın erken kalkacağız, randevumuz var ya! Yattık. Saat gece 03.00, yoksa sancılanıyor muyum ne?! Yok heralde psikolojik bir durum. Ama bir dakika 03.30 ve bir daha, ve bir daha, bir daha... Saat 10.00 da randevumuz ve benim sancı çekmek için ve önemlisi bebeğimin doğacağını hissetmesi için 7 saat var! Her ihtimale karşı saat 7 gibi hastanede beklemeye karar veriyoruz.

Hazırlanırken radyoyu açıyoruz ve bir Kur'an tilaveti...
Hangi sure dersiniz; Meryem Suresi...
Ne güzel bir jest oldu bu Ya Rabbi... Mrym Nemira'mızı almaya giderken bu sureyle karşılaşmak...

Ablasına Benziyor Mu?

Hamdolsun hiç bir terslik çıkmadan, yine spinal anestezi ile doğum yaptım. Doğar doğmaz gördüm, öptüm, kokladım. Bu kez daha tecrübeliydim. Her geçen gün onu çok daha fazla seveceğimi bilerek baktım, dokundum... Tecrübe vardı olmaya ama her bebek farklıymış kesinlikle; bakışları, sesi, sizin hissettikleriniz...

İlk sorulan sorular için de "ablasına benziyor mu?" vardı. Evet benziyor. Hem de ilk bakışta çok benziyor. Neredeyse aynısı gibi... Ama ben fark edebiliyorum ince ayrıntıları... Gün geçtikçe bazı yanları tamamen aynı kalsa da bazı yanları değişti; örneğin kaş ve gözleri, haliyle bakışları...


Nemira, ablasına göre daha narin bir kız... 
Zynp Hanne karizmatik, Mrym Nemira sempatik diyebilirim sanırım! :)

40'ı Çıkmadan...


İki buçuk ayını doldurmadan İstanbul'un türlü mekanlarını, Bolu, Ankara, Kayseri, Gaziantep, Kahramanmaraş, Mersin gibi yurdum şehirlerini dolaştı, minik beden...

Ne Çabuk!


Gezmekten değil de, ablasından kaptı şifayı! Daha bir haftalıkken ilk nezlesini geçirdik, çok korktuk ciğerlerine iner diye... Tam geçti derken iki aylıkken bir daha! Ve anladım ki eve bir mikrop girince tüm bedenlere uğramadan evi terketmeyecek!


Notlar...



* Birinci aynını yeni doldurmuştun ki cıvıldamaya ve ardından sosyal gülmeye başladın. MaşaAllah o günden beri gül yüzünde gülümseme eksik olmadı (olmasın inşaAllah).
* Ablana göre uykuyu daha çok seviyorsun (bu konuda iddaaya varım ki, %90 çocuk böyledir!). Yenidoğan tanımlarına uyuyorsun.
* Ablan 10 aylıkken yürümüştü. Sen neredeyse onu geçeceksin! Şu an 5 buçuk aylıksın ve maşaAllah emekleme ve sürünme arası bir yöntemle, zaman zamanda dönmeyi kullanarak evin içinde dolaşabiliyorsun. Gitgide daha tehlikeli olmaya başlıyorsun!
* Kilon normal gelişim sınırları içerisinde, biraz narinsin. Ama o kadar harekete göre normal sanırım. Hamdolsun ilk altı ayı yalnızca anne sütüyle tamamladık diyebilirim.
* Doğduğun şehirden sonra bilmem kaç şehir daha gördün. Biz değişen hayatımıza alışmaya çalışırken sen henüz hayatın varlığına alışıyorsun galiba...
* Ablanla aranız gerçekten iyi. Seni bir eşyası gibi sahipleniyor ve sevdiği kişilerle paylaşmak istiyor. Bu iyi bir şey ama bazen sorun olabiliyor tabii! :) Bir ara ayrıca yazacağım sizi; abla-kardeş...



Bu şartlarda (uykusuz ve daha uyuyamadan iki çocuğun biri tarafından uyandırılacak olan) biri ancak bu kadar yazar! :) Yine toparladım biraz...

2 yorum:

Enoch Baris Opoka dedi ki...

Simdi ben de asagi yukari ayni konuyu iceren bir yazi yazmaya calistim.Elimizden geleni yaptigimiza inandigimiz bir anda Allah in dediginin oldugunu gormek ne buyuk nimet , umarim beebklerimizin yuzundeki gulumseme hicbir zaman kaybolmaz .Onlar bizim emanetlerimiz , hazinelerimiz.Benim icin gokte Allah yerde cocuklarim.Allah kimseye evlat hasreti cektirmesin..Benim de en buyuk rahatsizligim ya erken sonlandirmak zorunda olursak hamileligi .Esim ultrasound dan bile rahatsiz , yalniz Allah in gormesi gereken birsey aslinda diyor.

aileBiz dedi ki...

"yalniz Allah in gormesi gereken birsey aslinda"

bu açıdan hiç düşünmemiştim...
belki o zaman yalnızca kıpırtıları ile idare ederdik ve belki kıpırtılardan daha çok şey anlardık, kim bilir...

Bir yandan da insan işte becerebildiği her şeyi kullanmak istiyor. Bilemedim hangisi doğru?

Sizin ikinci kuzu da gelince daha da bir ifade edesin gelecek içinde bulunduğun extra durumu :)

En Son İki Kızım Vardı!

Kalıcılık için "kalem" şart. Ertelediklerimin yarısı uçup gidiyor. Ara verdikten sonra yeniden yazmak heyecanlı ve garip. Ar...