27 Aralık 2011 Salı

Dört Dörtlük Aile ! :)

AileBiz'e yeni bir üye daha katılacak inşaAllah... Kızım abla, ben bir kez daha anne, eşim bir kez daha baba olacak... Minik AileBiz artık dört kişilik!

26 Aralık 2011 Pazartesi

2 Yıl Sonra İlk Kez!


Saat 22.00 suları, anne sütünü mecburiyetten bırakmak zorunda kalan (ve hala bu durumu atlatamayan) minik kuzu, bi sağa bi sola derken uyuyakaldı.

9 Aralık 2011 Cuma

HACC: Başlayalım Bakalım...

Geldiik..
Geleli biraz oldu. Geldiğimizde Zynp Hnn'nin rahatsız oluşu ve buradaki hayata uyum sağlama çabası ancak yazdırdı...
Yazacak çook şey var, hepsini de yazmak istiyorum. Çok şey yaşadık; sevindik, üzüldük, büyüdük, yorulduk, söz verdik, geldik...


21 Eylül 2011 Çarşamba

Not...


Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat’ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler.......

13 Eylül 2011 Salı

HACC: Bebekle HACCa Gidilir Mi? :)

YANGINDAN ÖNCE KURTARILACAK!!!!

Bu YAZ ekleyemediğim, arşivleyemediğim notlardan en önemlisi, bu sene kurada bize "HACCa gitme hakkı"nın çıkmış olması...
Evet ALLAH nasip ederse, bir ay kadar sonra kızımız Zynp Hnn'mizle Hacc Yolcusuyuz... :))))
Zynp Hnn şuan 19.ayında, giderken de tam 20 aylık olacak inşaAllah. 20 aylık bebekle daha doğrusu 20 aylık Zynp Hnn'yle hacca gitmek nasıl olacak göreceğiz bakalım... Bunun çok büyük bir nimet olduğunu düşünüyoruz, bizim ve kızımızın nasibi...


4 Haziran 2011 Cumartesi

KARADENİZ : Boztepe

Tek bir başlık altında yazarsam çook uzun olacağından, parça parça yazmaya karar verdim.

Samsun'a doğru gitmek için uçağa binerken, Zynp Hnn uslu durur mu? Uçakta zaman nasıl geçer? vb. diye kaygılanırken hiç de zor olmadı, kızımız kucağımızda uyuyarak geldi... Ama bu uslu halinin hastalıktan olduğunu anlamadık tabii... Samsun'dan Ordu'ya geçtik ve kızımın ateşi çıkmaya başladı...


 Ordu - Boztepe ...




Tam da bize göre! :) Dışarıdaki hava ne soğuk ne sıcak... Ateşi çıkan yavruma da iyi geldi... 


Ve gerçekten çok hoş bir rastlantı oldu, yamaç paraşütü yapanları gördük...


 İzlemesi bile harikaydı, yapmayı çok isterim 






Dönüşte yol kenarında uğradığımız camii çok güzeldi... Küçük, samimi... 


Abdest aldıktan sonra kullanmanız için asılan havlular... Gerçekten samimi bir emek var ortada...


Bunlar da bahçesindeki fındık ağaçları...


Dönüş yolunda, güneş batarken...


Ve akşam oldu... Ay ışığı...


Burada da eve kendini zor atmış, hasta ve yorgun minik kuzumuz...

Karadeniz'e dair ekleyeceğim daha çok şey var; Trabzon Sümela Manastırı, Ordu Fatsa Korgan, Sahil Yolu maceraları, Yemek keyfi, Belalan Köyü, bol bol yeşillik ve daha neler neler!... :))

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Zamane Böcekleri

Yaşadığımız çağın en belirgin özelliği; zaman baskısı ve hız !
Bundan 100 yıl kadar önce elektrik yoktu. Yaşam daha yavaş ve sindirilebilirdi.

19 Mart 2011 Cumartesi

Kadın ve Erkeğe Mizahi Bakış

Bu yazı Nevzat Tarhan’ın “Kadın Psikolojisi” adlı kitabının son bölümünden alıntıdır:
(:
Bilgisayarın Cinsiyeti
Öğretmen, öğrencilerine sorar: “Bilgisayar erkek midir, dişi mi?”
* Kız öğrenciler:  ”Bilgisayar erkektir. Çünkü soruları çözmek için yapılmalarına rağmen ömürlerinin dörtte üçünü problem çıkararak geçirirler. Daha da önemlisi, bir tane aldığınız zaman biraz daha sabretseydiniz daha gelişmiş modeline sahip olabileceğinize görüp pişman olursunuz ve sık sık kilitlenirler.”
* Erkek öğrenciler:  ”Bilgisayar dişidir, çünkü onun mantığını yapıcısından başkasının anlaması mümkün değildir. Yaptığınız en ufak hatayı hafızasına kaydeder, unutmaz, tekrar tekrar önünüze koyar. Ayrıca bilgisayar aldıktan sonra asıl parayı aksesuvarlarının tuttuğunu görürsünüz.”
Sorular
Soru: Erkek kadının elini neden tutar?
Cevap: Bıraktığı zaman alış verişe gideceği için.
Soru: Düşünme yeteneklerinin % 90′ını kaybetmiş erkeğe ne denir?
Cevap: Dul.
Mutluluk
Bir erkekle mutlu olmak için onu çok iyi anlayıp, az sevmek gerekir.
Bir kadınla mutlu olmak için onu çok sevmek, anlamaya çalışmamak gerekir.
(:

12 Mart 2011 Cumartesi

Kar

Bu onun ilk karı görüşü değil aslında...
Geçen sene bu zamanlar 14 günlük olan minik gözler, bulanık da olsa karı görmüştü... Şimdi ise minik ayaklarıyla karda iz bırakıyor... :)
Biz de bir çok kişi gibi karı özlemiştik ve biraz tutunca hemen kavuştuk kara... Artık kendi hislerimizden çok kızımızın kine öncelik veriyoruz galiba...
Camdan bakarken de çok şaşkındı, aşağıya kara inince de aynı şaşkınlıkla ve dikkatle her yeri izledi. Dün yemyeşil olan yerler bugün birden bembeyaz olmuş... Kara dokundu, elinde eriyip yok oluşuna tam anlam veremedi herhaldeki aynı bakışlar devam etti... Sonra karda oynayan diğer çocukları görünce hemen onlara doğru koştu ve onları izledi...

http://www.flickr.com/photos/60336247@N02/5514646294/in/photostream/MOV06737
Kara yattı-bulandı, karda yürüdü-düştü, babasıyla kaydılar ve bu çok hoşuna gitti.
Bir insanın karı ilk görüşüne ve tepkisine şahit olduk. Bir çocuk, gerçekten her şeyi yeniden fark etmenizi sağlıyor ve mutluluğunuzu, huzurunuzu, şükrünüzü arttırıyor...


7 Mart 2011 Pazartesi

Emzik Devri

Üniversite birinci sınıftayken 'psikolojiye giriş' dersini veren hocamız "Vücudumuz muhakkak bir şeylere alışacak, mühim olan iyi şeylere alıştırmaktır" demişti. Alışkanlıklar kaçınılmaz ve iyi alışkanlıklar güzeldir.

Konuyu emziğe getirirsek;
Bu cumartesi yani beş martta birden emzik gözüme fazlalık göründü. Artık Zynp Hnn bir yaşına da girdi, şimdi bıraksak iyi olur dedim. Ve emziği vermedim, Zynp Hnn'm de istemedi ve olay bitti! :)  Herhangi bir yol, yöntem denemeye gerke kalmadan, bir anda... Tabii bunda etkili olduğunu düşündüğüm şeyler;
*   Kızımın emziğe çok düşkün olmaması, gün içerinde değil yalnızca uykuya dalarken kullanmamız (Böyle olduğu için kademeli olarak azaltmaya gerek kalmadı.)
*   Doğduğundan beri hiç biberonla beslenmedi. Şu an bazen alıştırma bardağından bazende direk bardaktan içiyor içeceklerini
*   Şu an da emzirmeye devam ediyor olmam (Ki bence en büyük etken bu! Tabii bu benim mesaimi arttırdı. Umarım geçiş döneminden sonra daha iyi olur... İkisinden birini bıraktırmak daha zor olacak gibi...
*   Şu an nesnelere pek takılmadan ihtiyacını gidermesi ("İlla emziği istiyoruum" gibi bir dillendirme yok, emme ihtiyacı var ve bunu daha sıcak, huzurlu ve tam da istediği şey olan annesinden karşılıyor...)
Velhasılı birden bitti ve bu beni çok sevindirdi; hem kızımın emziği bırakması hem de bu kadar kolay oluşu... Darısı her isteyene olsun... :)

22 Ocak 2011 Cumartesi

Dört Nala Koşarcasına...

Dört nala yaşıyoruz hayatı, hep yapmamız gereken işler var. Kızımı uyutayım şunları yapayım, uyansın bunları yapayım, tekrar uyumuşken kalan işleri de yapayım... Koşuştur-ma sürekli devam ediyor, bari haftasonu dinlenelim desek de haftasonu çook daha fazla yoruluyoruz! 

Eskiden (yani üç başımıza değil de iki başımızayken :) ortalığı toplamak, yiyecek bir şeyler hazırlamak hemen bitiyordu koca gün bana kalıyordu. İster ders çalış, ister kitap oku, film izle, resim yap... Ama şimdi bir şey yapmak için -kararlılıkla- diğer yapılması gerekenleri erteleyip yapman gerekiyor istediğini.

Bugün sabah kalktık, mstfm işe gitti, biz kızımla kahvaltı yaptık, oyun oynadık, bir program dinledik, beraber ortalığı toparladık, banyo yaptı ve uyudu küçük sultan. Bende tam yemek yapmak üzere mutfağa doğru giderken mstfm aradı ve dışarı çıkacağımızı söyledi!
Ve telefonu kapattıktan sonra durdum, baktım: ev toplu, kızım uyuyor, yemek ya da başka bir şey yapmam gerekmiyor. Bir saat kadar vaktim var. Açıp bir şeyler mi dinlesem, internete mi girsem, resim mi yapsam, ka.psi. dersime mi hazırlansam, kitap mı okusam... bunlardan hangisini yapsam ki? :)

Bunları bir kenera koydum...
Ve oturdum.
Dinledim sessizliği, kimsesizliği...
Çıt ses yok.
Öylece uyuya mı kalsam acaba ?
Kaçırırsam sessizliği ?
En iyisi sessizlik gidene kadar onunla burada kalmak,  susana kadar onu dinlemek...

Böyle bir "ara", iyi geliyor insana.  Böylelikle hayatımdaki sesleri de tekrar fark ettim. Ne güzel bir türküsü var hayatımın... Şu an tam da olmam gereken zamanda, olmam gereken yerdeyim... Çok şükür Allah'a...

Bu hislerimin üzerine başka hisler örtmeden yazayım istedim, kalan sessiz dakikaların bir kısmını da buna harcadım. :)  Birazdan kalkar bizim zıp zıp top... Kalan vakitte de bir resmeme başlasam acaba, belki dört nala koşan atlar çizerim... Rüzgarı çeke çeke içine... Nereye koştuğunu bildikten sonra, bırakalım koşsun bu atlar... (tabii arada da mola versinler! :)



11 Ocak 2011 Salı

Bolu

Bizim minik kuş bu hafta sonu da yollardaydı...
Ani bir kararla cumartesi sabah tostlarımızı yaparak Bolu'ya doğru yola çıktık. 


Yollarda tam anlamıyla görsel bir şölen vardı... Ya Rabbi ne güzel yaratmışsın, insan gezip görmeyince haberi olmuyor! 
Misafiri olduğumuz Serhat Amcasının evinin her köşesini araştırdı hanım, keşfediyor yaa:)

Çok şükür sosyal bir çocuk olan Zynp Hnn hemen evsindi burayı. Yattı, yuvarlandı, ev halkıyla oyunlar oynadı. Zaten evsinmemek de garip olurdu, çünkü -Allah onlardan razı olsun- çook iyi bir ev sahibiler. Her gidişimiz de acıkmadan serilen sofralar, çeşit çeşit yemekler, hoş muhabbet, güler yüz...

Gölcük;





Abant;






Hoşcanlar Köyü :)


Bu dolap kapağı aslında anı defteri!:) Gerçekten... Üzerinde önemli olaylar ve tarihleri yazıyor. Mesela aşağıdaki gibi;
:)

İşte bu da enfesss köy kahvaltısı, özellikle de patates kızartması... Tabii sıcak köy ekmeği ve tereyağı da harika, katmeri de :)

Bu da dışarıda kurulan ocak...


Yayla;

<
>

Yayla gerçekten farklı bir yerdi. Hele ki sonbahar da... Bir ağacın kaç farklı renkte yaprağı olur dersiniz?! Görülmesi gereken bir yer... 

Dönüş yolundan :)



3 Ocak 2011 Pazartesi

Tırtıl Kelebek Oluyor

10 ay 10 günlük iken 10 adım ve fazlasını attı minik turtıl... Böylelikle kelebek olma yolunda da adım atmış oldu! :) Evin içinde minik bir yaratık vardı, şimdi ise bu yaratık bağımsız hareket ediyor...




Ve artık kelime dağarcığını da  zenginleştirmeye başladı küçük hanım... Bunu bol bol kitap okumasına borçlu galiba! :) Yatarken kitap okumak da hobileri arasında...

Bu anların videosunu yakalasam koyacağım ama ben makineyi getirene kadar çok geç olmuş oluyor...


En Son İki Kızım Vardı!

Kalıcılık için "kalem" şart. Ertelediklerimin yarısı uçup gidiyor. Ara verdikten sonra yeniden yazmak heyecanlı ve garip. Ar...